Psikanaliz, divanın dışında kalan zamanını edebiyatın içinde geçirmeyi hep çok sevdi. Hatta edebiyat, o kadar çok psikanalizin içinde oldu ki, psikanalizin çalışma nesnesi olan bilinçdışı kavramının antik tragedyalarla, Shakespeare’nin, Dostoyevski’nin kahramanlarıyla desteklendiğini biliyoruz. Sophokles’in kahramanı Kral Oidipus’un psikanaliz kuramının önemli kavramlarından biri olan Oidipus Kompleksine isim babalığı yaptığını da... Gustave Flaubert’in romanlarındaki histerik karakterlerin, Freud’un 1895’de yayımladığı “Histeri Üzerine Çalışmalar” başlıklı eseriyle epey örtüştüğünü ve hatta ona eşlik ettiğini de rahatlıkla söyleyebiliriz.
Klinik Psikolog/Yazar Tuğçe Isıyel tarafından gerçekleştirilecek bu söyleşi, edebiyat ve psikolojinin birbirinden nasıl beslendiğine dair bir düşünme alanı sunacaktır.
Leave a comment...